Kolajen vücudumuz da bulunan bağ dokusunun temel yapısını oluşturan maddedir. Yaşlanma, sigara ve alkol kullanımı, aşırı stres, hava kirliliği ve hareketsizlik cilde esneklik ve canlılık veren kolajenin azalmasına neden olur. Kolajenin azalması sonucunda ciltte sarkmalar, kırışıklıklar, matlaşma ve kuruluk görülür. Son dönemlerde cilde kaybettiği kolajeni kazandırmak için takviye olarak tablet, kapsül, toz, sıvı ve hatta sakız şeklinde satışa sunulan ürünler sıkça tercih edilmeye başlandı. Ancak bu ürünlerin mutlaka uzman kontrolünde, bilinçli bir şekilde kullanılması çok önemlidir. Bu yazımda kolajenin cilt sağlığına etkileri ve takviye ürün kullanımı konusunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilinç kazandırmayı hedefliyorum.

Kolajen sadece cilt değil tüm vücudumuz için önemli ve gereklidir!

Genellikle cilt sağlığı ile anılan kolajen, aslında tüm vücudumuz için olmazsa olmaz yapısal bir proteindir. Kolajen vücudun yapı iskelesini oluşturur. Asıl görevi bağ dokusunu güçlendirmek ve vücut bütünlüğünü korumaktır. Yapılan bilimsel araştırmalarda vücutta kolajenin 19 tipi tanımlanmıştır. Ancak en çok görülen kolajen çeşitleri tip 1, tip 2, tip 3, tip 4 ve tip 10’dur. Bu kolajen tipleri farklı dokularda farklı yoğunlukta bulunur. Cilt dışında kemik, eklem, tendon ve kaslarda da bol miktarda kolajen bulunur. Cildin orta tabakası olan “dermiş”in  %70-80’i kolajendir. Cildin güçlenmesini, elastik olmasını ve su tutma kapasitesini etkileyen önemli faktörlerin başında kolajen gelir. Yaşlandıkça kolajen üretimi azalır ve özellikle 20 yaşından sonra her yıl yaklaşık %1’i azalır. Bunun sonucunda da cilt elastikiyetini kaybeder, ciltte kuruma, sarkma, kırışıklıklar, güneş lekeleri, ince cilt ve kırılgan tırnaklar ortaya çıkar. Kolajen yaşlanma belirtilerini hafifleterek, kişinin daha parlak, canlı bir cilde sahip olmasına ve daha genç görünmesine yardımcı olur. Bu durumun önüne geçmek için satılan kolajen takviyeleri pek çok kadın ve erkek tarafından kullanılmaktadır. Ancak güvenli kullanımı için mutlaka uzmana danışılmalıdır.

Kolajen takviyesi işe yarar mu?

Kolajen takviyeleri ciltte kolajen üretimini tetiklemeleri sayesinde cildin daha nemli, gergin ve yumuşak olmasını sağladıkları iddiası ile satışa sunulur. Bu ürünleri kullanan kişilerden alınan geri dönüşler ise aylar içinde sonucun görülmeye başladığı, cildin daha parlak tırnakların daha sağlam olduğu yönündedir. Bu konu ile ilgili olarak az sayıda yapılmış olan bilimsel araştırmalara göre kolajen takviyelerinin içerisinde bulunan kolajen peptitleri cilt kuruluğunu ve kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olur. Yapılan bir çalışmada sekiz hafta boyunca kolajen takviyesi alan kişilerde ciltlerinin elastikiyetinin arttığı ve derin kırışıklıklarda azalma olduğu görülmüştür.

Düzenli kullanımda başarılı sonuçlar görülür!

Günde 1 gr olmak üzere 12 hafta alım sonrası deri kuruluğunda %76, çizgilerde %12 azalma, deri kan akımında iyileşme ve kolajende %6 artış tespit edilmiştir. 8 çalışmayı ele alan bir derlemede ise kolajen takviyesinin deri yaşlanmasında azalma, deri elastisitesinde artış, hidrasyon (su tutma), dermal kolajen yoğunluğunda artış sağladığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Kolajen takviyesinin genellikle güvenli olduğu ve bildirilmiş bir yan etkisi olmadığı belirtilmektedir. Ancak tüm bunları kanıtlayacak geniş kapsamlı bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Bununla birlikte kolajen takviyesinin tıbbın farklı alanlarında ümit verici olduğu da yadsınamaz bir gerçektir.

Ürün seçiminde nelere dikkat edilmeli?

Kolajen takviyeleri tablet, kapsül, toz, sıvı ve hatta sakız olarak bulunabilmektedir. Kolajen dışardan takviye olarak alındığında öncelikle sindirim sisteminde yapıtaşı olan aminoasitlere parçalanır ve aminoasit olarak kana karışır. Bu sorunu biraz olsun aşabilmek adına ise kolajenin biraz daha parçalanmış hali olan hidrolize edilmiş peptid kolajen içeren takviyeler geliştirilmiştir.

Biyoyararlanımı artırmak adına ideal olan hidrolize, peptid kolajenler ve likit formların tercih edilmesidir.

Kullanılan kolajenin miktarı da sonucu etkilemektedir. Takviyenin kolajen içeriğitercihen 10gr veya en az 5 gr olmalıdır.

Kolajen sentezine destek olması açısından alınan takviyenin bakır, çinko, C vitamini içermesi etkinliğini artırır.

Kolajen takviyelerinin daha çok emilebilmesi ve yüksek biyolojik yararlanımın sağlanabilmesi için düşük molekül ağırlıklı (3000 dalton civarında ) kolajenlerin tercih edilmesi doğru bir seçim olacaktır.

Koenzim Q10 gibi güçlü antioksidan içeren kolajen takviyeleri tercih etmek gerekir.

Glikozamin sülfat, Kondroitin Sülfat ve Metilsülfonil Metan gibi eklem ve kas sağlığımızı destekleyen bileşikler de içermesi alacağınız takviye gıdanın verimini arttıracaktır.

Biotin içeren takviye edici gıdalar tercih edilerek saç ve tırnak sağlığı da korunabilir.

Son olarak kendi hacminin yaklaşık bin katı kadar su tutabilen Hyaluronik Asit içermesi cildinizin nemli kalmasını sağlar.

Kullanmadan önce hekiminize danışın

Takviyedeki kolajenin kaynağı balık, tavuk veya sığır olabilmektedir. Kabuklu deniz ürünü alerjisi olanlar da bu duruma dikkat etmelidir. Kolajen takviyesine başlanmadan önce doktora danışılması tavsiye edilir. Özellikle hamileler, emziren anneler, deniz ürünlerine, sığır-tavuk etine alerjisi olanlar bu ürünler nedeniyle istenmeyen etkilerle karşılaşabilir. Son olarak sağlıklı kalmak için yaşam tarzı değişiklikleri yapılması gerekir. Sadece bir besin takviyesi kullanarak mucizevi bir etki beklenmesi doğru bir yaklaşım değildir. İlk yapılması gereken var olan kolajeni korunmaktır. Sağlıklı beslenme ve egzersiz kolajenin korunmasına yardımcı olurken, Sigara, alkol gibi sağlığımıza zararlı alışkanlıklardan uzak durmak gerekir. Güzelliğimiz için kullandığımız kolajen takviyesi kaliteli bir tercih ile sağlığımıza da fayda sağlayacak bir etkene dönüşebilir. Tercih yaparken aldığımız ürünün kalitesi, bize verdiği güven ve sonuçta da aldığımız verim çok önemlidir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir