Alzheimer ve Demans Yaşlanmanın Kaçınılmaz Sonucu mu, Yoksa Yönetilebilir Bir Risk mi? Demansı tamamen önlemenin garantili bir yolu olmamakla birlikte, yaşam tarzı değişiklikleri (düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel ve sosyal aktivite) ve risk faktörlerinin yönetimi ile risk önemli ölçüde azaltılabilir. Demans, yaşlanmanın doğal bir sonucu olmayıp, bir hastalıktır. Alzheimer en yaygın türü olsa da vasküler demans gibi başka türleri de vardır. Beyin sağlığını desteklemek için B vitaminleri ve Sitikolin gibi takviyeler üzerinde araştırmalar sürmektedir, ancak kullanmadan önce daima bir sağlık uzmanına danışmak esastır.
Yaşlanmak Demans Geliştirmek Anlamına mı Gelir?
“Demans, yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu mudur?” sorusunun cevabı kesinlikle Hayır‘dır. Yaşlanma, demans için en büyük risk faktörüdür, ancak demans yaşlanmanın doğal bir parçası değildir. Demans, beynin normal işleyişini etkileyen, hafıza, düşünme, problem çözme ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme yeteneğinde ciddi kayıplara neden olan bir hastalık grubunu tanımlar.
Peki, yaşa bağlı zihinsel gerilemenin ne kadarı beklenir?
Normal Yaşlanma: Zaman zaman isimleri veya randevuları unutmak, yeni şeyler öğrenmede yavaşlama gibi durumlar normal kabul edilir. Bu durumlar günlük yaşamı ciddi ölçüde etkilemez.
Hafif Bilişsel Bozukluk (HBB): Bu, normal yaşlanma ile demans arasında bir aşamadır. Kişi, yaşına göre daha fazla hafıza veya bilişsel sorun yaşar, ancak günlük işlevleri hâlâ yerine getirebilir. HBB olan herkes demans geliştirmez, ancak risk altındadır.

Demans Türleri Arasındaki Farklar
Demans genel bir şemsiye terimdir. En yaygın türü Alzheimer Hastalığı’dır.
Alzheimer Hastalığı: Beyinde amiloid plakları ve tau yumakları adı verilen anormal protein birikimleriyle karakterizedir. Genellikle ilk belirtisi yeni bilgileri hatırlamada zorluktur.
Vasküler Demans: Beyne giden kan akışının bozulması (felç veya küçük damar hasarı) sonucu gelişir. Bilişsel gerileme genellikle bir olaydan sonra aniden başlar veya basamaklı bir düşüş izler.
Lewy Cisimli Demans (LBD): Beyin hücrelerinde Lewy cisimcikleri adı verilen alfa-sinüklein protein birikimi ile ilişkilidir. Belirtileri arasında halüsinasyonlar, uyku sorunları ve parkinsonizm benzeri hareket sorunları bulunabilir.
Kan Akışı ve Yönetilebilir Risk
Kan akışı, demansın gelişiminde, özellikle de vasküler demans türünde, kritik bir rol oynar. Beyin, düzgün çalışmak için sürekli bir oksijen ve besin kaynağına ihtiyaç duyar. Yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi damar sağlığını bozan durumlar, beynin küçük damarlarına zarar vererek bilişsel gerilemeye yol açar. Bu nedenle, kalp ve damar sağlığınızı korumak, demans önleme stratejilerinin merkezinde yer alır.
Genetik Faktörler: Ne Kadarı Kader?
Demans vakalarının çoğu, genetik geçişten ziyade yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ilişkilidir.
Erken Başlangıçlı Alzheimer (65 yaş altı): Bu nadir görülen vakalar genellikle tek bir gen mutasyonu ile ilişkilidir ve yüksek oranda genetiktir.
Geç Başlangıçlı Alzheimer: En büyük genetik risk faktörü, bir gen olan Apolipoprotein E’nin (APOE) bir çeşidi olan APOE e4‘tür. Bu gene sahip olmak riski artırır, ancak demans geliştireceğiniz anlamına gelmez; yalnızca riski yükseltir.
Risk altında olup olmadığınızı öğrenmek için test yaptırmayı düşünüyorsanız, genetik test yaptırmadan önce bir genetik danışmanla veya nörologla konuşmak en doğrusudur.
Demans Riskini Azaltma Stratejileri
Demansın tamamen önlenmesini sağlayan tek bir “sihirli hap” olmasa da, bilimsel veriler risk azaltma konusunda güçlü kanıtlar sunmaktadır. Lancet Komisyonu, yaşam boyu süren 12 değiştirilebilir risk faktörünü belirlemiştir ve bunların yönetilmesi, demans vakalarının yaklaşık %40’ını önleyebilir.
Önlemeye Ne Zaman Başlamalıyız?
Şimdi! Önleme stratejilerini uygulamak için en iyi yaş her yaştır. Beyin plastisitesi sayesinde, sağlıklı alışkanlıklar edinmek her zaman fayda sağlar. Özellikle genç ve orta yaşta kan basıncı, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerini kontrol altına almak, ilerideki riski önemli ölçüde azaltır.
İşitme Kaybı ile Bunama Arasındaki Bağlantı
İşitme kaybı, demans riskini artıran önemli bir faktördür. İşitme cihazı kullanmak bu riski azaltmaya yardımcı olabilir. İşitme kaybının, beynin bilişsel yükünü artırabileceği ve kişinin sosyal etkileşimden kaçınmasına neden olarak sosyal izolasyona yol açabileceği düşünülmektedir. Sosyal izolasyon da demans için bağımsız bir risk faktörüdür.
Zihin Güçlendiriciler: Vitaminler ve Sitikolin
Beslenme, beyin sağlığının temelidir. Vitaminler bunama belirtilerini önleyebilir veya geciktirebilir mi?
B Vitaminleri: Araştırmalar, B12 ve folat eksikliğinin bilişsel sorunlara yol açabileceğini göstermektedir. Ancak, eksik olmayan kişilerde takviye almanın demansı önlediğine dair kesin kanıt yoktur.
Sitikolin : Beyin sağlığı alanında son dönemde dikkatleri üzerine çeken, doğal olarak oluşan bir bileşik olan Sitikolin, beynin yapısal bütünlüğü için kritik bir öneme sahiptir. Sinir hücrelerinin dış zarlarının ana bileşenlerinden olan fosfolipidlerin sentezinde doğrudan görev alarak, hücre zarlarının onarımına ve korunmasına güçlü bir destek sunar. Bu rolü sayesinde, Sitikolin’in özellikle hafıza, odaklanma ve genel bilişsel işlevler üzerindeki potansiyel destekleyici etkileri bilimsel çalışmalarla yakından incelenmeye devam etmektedir.
Bu takviyeler veya herhangi bir diyet değişikliği konusunda bir sağlık uzmanına danışmadan karar vermeyin. Tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Yönetilebilir Bir Risk
Demans bir kader değildir; riskleri yönetilebilir bir durumdur. Kan akışını iyileştirmek, işitme kaybını gidermek, sosyal ve zihinsel olarak aktif kalmak ve özellikle orta yaşta metabolik risk faktörlerini kontrol altında tutmak, en güçlü önleyici tedbirlerdir. Bütüncül ve aktif bir yaşam tarzı, bilişsel sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi yatırımdır.
🧡Daha fazla sağlıklı yaşam ve güzellik önerisi için Beslenme ve Güzellik sayfamıza göz atmayı unutmayın!





Yorumlar 1