2008 yılında hayatımıza giren ve Türk sinemasında bir dönüm noktası olan “Issız Adam”, sadece bir film değil; modern zaman ilişkilerinin, kaçışların ve “hiçleşen” aşkların manifestosu oldu. Alper’in o meşhur mutfağında yükselen tarçın kokusu, aslında bir savunma mekanizmasının en lezzetli örtüsüydü.
Modern çağın getirdiği bireysellik ve özgürlük arayışı, beraberinde yeni bir kavramı literatürümüze dahil etti: Issız Adam Sendromu.
Çağan Irmak’ın kült filmiyle hayatımıza giren bu kavram, aslında hangi psikolojik yaraları ve savunma mekanizmalarını temsil ediyor? Bu yazımızda, modern aşkın bağlanma korkusunu inceliyoruz.
🎧 Yazıyı okurken size eşlik etsin: Ayla Dikmen – Anlamazdın
Issız Adam Sendromu Nedir?
Literatürde bağlanma korkusu (commitment phobia) olarak geçen bu durum, bir kişinin duygusal yakınlık derinleştikçe panikleyip kaçmasıdır.
Hepimiz hayatımızın bir döneminde bir “Alper”e rastlamışızdır. Başta her şey masalsıdır; size kendinizi dünyanın en özel kadını gibi hissettirir. Ancak ne zaman ki hayatınızın anahtarını (fiziksel ya da duygusal) birbirinize uzatırsınız, o “ıssızlık” bir sis bulutu gibi aranıza çöker.
Neden “Issız” Kalmayı Seçiyorlar?
Özgürlük Yanılsaması: Yakınlığı bir “tutsaklık” olarak görürler.
Yalnızlığı İdealize Etme: “Ben böyle mutluyum” cümlesi aslında bir imdat çağrısıdır.
Karda Donma Hissi: “Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama ölüyorsun farkında değilsin.” repliği, Alper’in ruh halinin en çıplak özetidir.
Psikolojik Temel: Bağlanma Stilleri
İlişkilerimizdeki tutumlarımızın temeli, çocukluk döneminde ebeveynlerimizle kurduğumuz bağlara dayanır. Psikolog John Bowlby’nin Bağlanma Kuramı, “Issız Adam”ları anlamak için en önemli anahtardır.
Filmdeki Ada ve Alper arasındaki gerilim, psikolojideki en yaygın ilişki çıkmazıdır: Kaçıngan ve Kaygılı Bağlanma.
Alper (Kaçıngan): Duygusal ihtiyaçları çocukken görmezden gelindiği için “kimseye ihtiyacım yok” zırhını giymiştir. Sadakatsizlik veya günübirlik ilişkiler, onun için bir özgürlük alanı değil, aslında güvenli bir limandır.
Ada (Kaygılı): Sürekli bir onay ve yakınlık bekler. Alper kaçtıkça Ada kovalar. Bu bir “kedi-fare oyunu” değil, iki yaralı ruhun birbirini daha çok kanatmasıdır.
Kaygılı bağlanan ilişkide derinleşmek istedikçe, kaçıngan bağlanan duvar örer. Bu döngü, her iki tarafın da ruhsal sağlığını ve özgüvenini zedeler.
Sizin için Havuçlu kekin tarifini bulduk! Yapıp bir güzel afiyetle yedik. Alper’inki gibi olmadı tabi; ama umut var!

Issız Adam Usulü Havuçlu Tarçınlı Kek
Bu kekin yani Alper’in sırrı, malzemelerin oda sıcaklığında olması ve havuçların suyu sıkılmadan eklenmesidir.
Hazırlanışı
Yumurta ve şekeri, rengi iyice açılıp krema kıvamına gelene kadar (yaklaşık 5-6 dakika) çırp. Bağlılık korkun olabilir ama bu iki malzemeyi birbirine sıkıca bağlaman şart!
Sıvılar: Sıvı yağı ve sütü ekleyip kısa süre daha karıştır.
Kuru Malzemeler: Un, kabartma tozu, vanilya ve tarçını eleyerek karışıma ekle. Bu aşamada mikseri bırakıp spatula ile dıştan içe doğru söndürmeden karıştırmak keki daha pofuduk yapar.
Final Dokunuşu: Rendelenmiş havuçları ve cevizleri ekle. Havuçların suyunu sıkma ki kekin o nemini korusun.
Pişirme: Yağlanmış kek kalıbına dök. 170°C önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 40-45 dakika pişir. İlk 30 dakika fırının kapağını asla açma (tıpkı Alper gibi mesafeni koru).
Issız Adam Dokunuşu
Cevizleri biraz una bulayıp eklersen dibe çökmezler, kekin her yerine eşit dağılırlar.
Eğer o nostaljik havayı tam yakalamak istersen, içine çok az muskat rendesi de atabilirsin.
Yanına bir fincan demli çay (Ada gibi birinin üstüne fırlatma ama) ve belki de arkada çalan bir plak…

Modern Dünyada “Alperler” Neden Çoğaldı?
Neden çevremizde her geçen gün daha fazla “Issız Adam” görüyoruz? Bunun sadece psikolojik değil, toplumsal sebepleri de var:
Seçenek Bolluğu Paradoksu: Flört uygulamaları ve sosyal medya, “daha iyisi bir tık uzağımda” illüzyonu yaratarak derin bağlar kurmayı zorlaştırıyor.
Bireysellik Vurgusu: Modern toplumda “kendine yetmek” bir başarı kriteri olarak sunulurken, birine ihtiyaç duymak “zayıflık” gibi kodlanıyor.
Performans Kaygısı: Kariyer ve başarı odaklı yaşamda, bir ilişkiye ayrılacak duygusal emek “yük” olarak görülebiliyor.
Bağlanma Korkusu Nasıl Aşılır?
Issız Adam Sendromu bir kader değildir. Duygusal iyileşme ve daha sağlıklı ilişkiler kurmak için şu adımlar kritik önem taşır:
Öz Farkındalık: Kendi bağlanma stilini tanımak, iyileşmenin ilk adımıdır.
Psikoterapi: Terapist ile kurulan güvenli bağ, geçmişteki bağlanma travmalarını onarabilir.
Güvenli Bağlanan Kişilerle İlişki Kurmak: Güvenli bağlanan partnerler, kaçıngan bireylerin “tehdit” algısını zamanla kırabilir. Alper’in plaklara olan tutkusu sadece bir hobi değildir. Plaklar statiktir; çizilmedikçe hep aynı şarkıyı, aynı kusursuzlukta çalarlar. Alper, değişmeyen ve hayal kırıklığına uğratmayan bir geçmişe sığınır. Ada ise “canlıdır”, değişkendir ve risklidir. Alper, plakların güvenli tozlu raflarını, gerçek hayatın belirsizliğine tercih eder.
- Duygusal Dürüstlük: “Sorun sende değil bende” gibi klişe savunmalar yerine, korkuların üzerine gitmek ve partnerle açık iletişim kurmak. Bu replik bir klişe gibi görünse de kaçıngan bağlananlar için gerçek bir koruma kalkanıdır. Alper bu cümleyi kurarak sorumluluğu üzerine alıyor gibi görünür ama aslında kapıyı tamamen kapatır. “Ben buyum, değişemem” diyerek Ada’nın onu iyileştirme veya ona ulaşma çabalarını daha başlamadan bitirir.
Issız Adam’ın Trajedisi
Aslında Issız Adam’ın en büyük trajedisi şudur: Yegane isteği sevilebilmek ve sevildiğinden emin olmaktır; ancak buna en çok ihtiyaç duyduğu anda kaçar. Güzellik ve sağlık sadece cildimize sürdüğümüz kremler veya yediğimiz sebzelerle ilgili değildir. Ruhsal bütünlüğümüz ve kurduğumuz bağların kalitesi, gerçek ışıltımızın kaynağıdır. Eğer siz de bir “Issız Adam” döngüsündüyseniz, bu duvarları yıkmanın ilk yolu kendinize şefkat göstermektir.
“Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama ölüyorsun farkında değilsin.”
Sonuç:
Yıllar sonra karşılaştıklarında ikisinin de üzerinde olan o donuk, mesafeli ama saygılı ifade, aslında “Issız Adam”ın kazandığı değil, kaybettiği zaferdir. Alper özgürdür ama o çok korktuğu içsel yalnızlığın tam ortasındadır. Ada ise yaralanmış olsa da sevmeyi ve bağlanmayı denemiş olmanın huzuruyla kendi yoluna devam etmiştir.
Issız Adam olmak bir tercih değil, kişinin kendi kalbine inşa ettiği bir hapishanedir.
Unutmayın hanımlar; en güzel plaklar birinin kalbine dokunduğunda anlam bulur. Eğer karşısınızdaki adam “ıssız” kalmayı seçiyorsa, bırakın o karda uyumaya devam etsin. Siz güneşin doğduğu, samimiyetin olduğu sofralara gidin.
Peki siz hiç bir ‘Issız Adam’a aşık oldunuz mu? Yorumlarda buluşalım!
🧡 Daha fazla sağlıklı yaşam ve güzellik önerisi için Beslenme ve Güzellik sayfamıza göz atmayı unutmayın!




Issız adamların Allah belasını versin.